Wordpress | SEO | Tarih

Faydalı Isler Bakanı

EV ALIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

EV ALIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR.

 İstanbulda satılık daireler çok fazla yok bu bakımdan emlak alırken çok dikkatli olmak gerekiyor

            Ev almaya karar verdiniz. Alacağınız evi veya emlakı da seçtiniz. Sıra geldi sahibinden emlakı almaya… sahibini bulup pazarlık yapıp, evin bedelini ödeyip sahibinden emlakı satın almaya. Ama dolandırılmaktan veya paranızı kaptırmaktan korkuyorsunuz. Gazete ve televizyonlarda sürekli olarak emlak haberleri ve bu haberin kahramanı olan ve dolandırılan kişilerin emlak haberlerini duyuyorsunuz. Sadece İstanbul’ da satılık daireler yok. Türkiye”nin her yerinde emlak alım satımı yapılıyor. Siz de dolandırılmaktan korkuyorsunuz. Sahibinden satılık daire alacaksanız dikkat etmeniz gereken hususlar;

            Sahibinden satılık dairenin, evi size satmaya çalışan kişiye ait olup olmadığını kontrol emlak1edin, bu kontrolü tapu dairesinden kolayca yapabilirsiniz. Varsa tapu senedini mutlaka kontrol ettirmelisiniz. Alacağınız emlakın üzerinde haciz, ipotek var mı mutlaka kontrol etmelisiniz. Çünkü bu tür kayıt ve şerhler saltık dairenin veya emlakın değerini çok düşürür. Araştırmanız gereken bir diğer konu evin tapu dairesinde devrine engel hali var mı? Ayrıca alacağınız emlakın kat irtifakı mı yoksa kat mülkiyeti olduğunu mutlaka öğrenmelisiniz. Eğer kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmuş ise yönetim planını mutlaka isteyin çünkü yönetim planında bulunan hükümler sizi kesinkes bağlar ve uymak zorundasınızdır.

            Bunlar kısaca tapu ile ilgili kabaca kontrol etmeniz gerekenler. Birde sahibinden saltık dairenin inşaat ve teknik konularının kontrolü vardır ki, daha önceden emlak alıp satmış varsa bir tanıdığınız yoksa güvenebileceğiniz ve inşaat ile ilgili teknik konulardan anlayan birisine danışarak,  alacağınız emlakın inşaat projesini mutlaka inceleyiniz. Tapu sicil müdürlüğünde veya belediyede inşaat projesi vardır. Alacağınız emlakın, dairenin vb. projesine aykırı bir değişiklik, tadilat varsa mutlaka bunu inceleyerek (inceleterek) uygunluğunu tespit ettirmelidir. Çünkü ilerde projede yapılan bu değişiklik veya tadilatlar nedeni ile dairenizin o bölümü yıktırılabilir.

            Mutlaka alıcı ve satıcı arasında satış protokolü yapılmalıdır. Sonrasında gazete ve görsel basında emlak haberleri arasında dolandırılan vatandaş olarak haberlere konu olmak da var. Bunun nedenle satış protokolünde anlaşmaya varılan tüm hususlar ayrıntılı olarak yazılmalıdır. Yapılan anlaşma ile ilgili olarak havada kalacak cümle ve terimler kullanılmamalı, tüm detaylar açık ve anlaşılır bir şekilde yazılmalıdır. Eğer satış protokolü birden çok sayfadan oluşuyorsa mutlaka tüm sayfalar okunarak imzalanmalıdır.


Emevilerde Sosyal hayat ve Toplum

EMEVEİLERDE SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT

SOSYAL HAYAT:İslam devleti’nde halk dört sosyal gruba ayrılmıştı:Bunlardan birincisi halife ailesinin başkanligini yaptığı yöneticiler ve Arap asıllılardır.İkincisi,mevalidenilen  Arap almayan her millettenMüslümanlardır. Digeri ise zimmiler ve  kölelerdir.

       İslam dinine göre bütün Müslümanlar eşit olmalarina ragmen  Emeviler döneminde Arapladr,kendilerini Arap olamayan diger Müslümanlardan üstün tutuyorlardı.Fakat Halife Ömer bin Abdülaziz  zamanında İslamiyetin özüne aykırı olan bu uygulamalardan vazgeçilmişti.

      İslamiyetiyeni kabul eden Arap olmayan topluluklar kendilerinin ‘’mevali’’(azaldı köle) statüsüne tabi tutulmasından  memnün degildi. Daha,Abbasilerin ilk dönemlerinde bunlar sayi  olarak Araplari  bile geçmişlerdi. Arap olmayan bilim ve düşünce adamları, yüksek kültürleriyle Araplardan üstün olduklarını  iddia ettiler. Bu iddiaların kanıtlamak için çeşitli eserler yazdılar. İlam tarihinde Şu’übiye hareketi denilen bu akım , İslam toplumunu oluşturan çeşitli milletlerin kültürleri  hakkında  orijinal  erserler ortaya konulmasına neden olmuştur. Bu dönemde Türklerin özelliklerini anlatan Türklerin  Üstün Özellikleri  adinda bir eser yazilmişti. Bu serde Türkler ,diger milletlerle karşılaştırılarak  üstün tarafları belirtilmektedir.

Emeviler

Emeviler

  İslam devletinde yaşayan  Hristiyanlara  ve Yahudılere , İsam Devlet Hukuku’na görezimmi deniliyordu.Zamanla sınırlar genişleyince Berberiler ve Mecuciler de bu grubta sayılmışlardır. Bunlar devlete cizye denilen bir vergi ödüyorlardı. Zimmilerin ödedikleri cizye, ekonomik durumlarina göre degişiyordu. Bunlar kendi dini hukuk kurallarina baglıydılar.islam hukuku bunlara uygulanmıyordu.

   Kölelik islamiyetten önce de vardı. İslamiyet, köleligi kaldirmamiş ancak Müslümanların kendi  dindaşlarını köle edinmelerini yasaklamiştir. Kölenin hayat koşullarını düzeltmiş.Köle azad etmeyi,iyi bir hareket olarak göstermiştir.

EKONOMİK HAYAT:İslam devletinde   ekonomik hayat ticaret,sanayi,tarimve hayvancılığa dayanıyordu.Araplar İslamiyetten önce de ticaretle ilgileniyordı.İslam  devletinin sınırları genişleyince ticarette de büyük bir önem kazandi. İlk dönemlerde Hristiyanlar ,Yahudiler ve Mecusiler  ticaretle uğraşıyordu. Fakat zamanla Müslümanlar, bunların yerini aldı. Bagdat,Basra, Kahire,İskenderiye gibi şehirler kara ve deniz ticareti merkezleri oldu. Müslüman tüccarlar doguda  Çin’e kadar gittiler. Bati taraflarina giden tüccarlar ise Fas ve İspanya ‘ya kadar ilerlediler. Kuzeyde  Hazar ülkesine ve itil nehri boyunca  Bulgar ülkesine kadar giden  Müslüman tüccarlar, kara ticaretine ağırlık vermişlerdir. Müslüman tüccarlar hurma, şeker,pamuklu yünlü kumaşlar ve cam eşya ihraç ederler,bunlara karşılık baharat,ipek, fildişi,sert ağaçlar, deri eşyalar ve zenci köleler ithal ederlerdi.

  Sanayi İslam devletini ‘nin çeşitli bölgelerinde çok gelişmişti. Bati Asya ‘ daki şehirlerde şehirlerde hali,kilim,pamuklu ve yünlü dokuma imalathaneleri vardi. Ayrica sabun,hali,bakir kandiller,kürkler,amber,bal,biçak,ok,yay,masa,şamdan,vazo,seramik kaplar ve cam eşya üretiyordu.

  Vııı.yüzyıl ortasında Çin ‘den  Semerkant’a getirilen kağıt yapımının önemli bir yeri vardır.aynı yüzyılın sonunda , Bağdat’a kağıt imalathanesi kuruldu.Daha sonra diğer  şehirlerde de kağıt yapılmaya başlandı.

  İlam ülkesinde inci,yakut,zümrüt,elmas,akik gibi kıymetli taşların işlenmesi ve bunların ticareti

 de diğer bir zenginlik kaynağı idi.

  İslam devleti, tarımı,geliştirici önemler almıştı.Böylece Nil,Fırat,Dicle,Seyhun ve Ceyhun nehri vadileri verimli hale getirilmişti.buralarda tahıl,sebze,meyve,çiçek vb. yetiştiriliyordu.Anavatanı Hindistan veya Malezya olan portakal, Müslümanlar aracılığıyla  Batı Asya ,Akdeniz,ispanyaüzerinden Avrupa ‘ya  geçti. Güzel kokulu çiçekler ve bunlardan elde edilen parfüm,ticari mal olarak çok değerli idi.

  İslam devletin ‘de devletin gelir kaynakları zekat , ganimet ,haraç  ve cizye idi.

 Zekat, zengin Müslüman ‘ ın  malının kırkda birini alınıp fakirlere verilmesidir. Savaşlarda ele geçirilen ganimetin beşte biri, devletin payı olup hazineye gelir olarak kaydedilir. Haraç  toprak ürünlerinden alınan vergiydi. Cizye ise Müslüman olmayanlardan alınırdı. Ayrıca, tüccarlardan , madenlerden ,tuzlalardan limanlardan , otlaklardan ve diğer gelir kaynaklarından da çeşitli cvergiler alınırdı.

  Emevi  halifelerinden  Abdülmelik döneminde ilk İslam madeni parası (sikke) basılmıştır.o zamana kadar genellikle ,Bizans ve İran paralari kullanılıyordu.


Gelecekte dünya nasıl olacak

Gelecekte İnsanoğlu nasıl olacak? Gelecekte bizi neler bekliyor

Bence gelecekte insanoğlu için en önemli iki etken sağlık ve teknoloji olacak. günümüzde nasıl sosyal medya hesaplarımızdan birtakım uygulamalara onay verip o uygulamaların hesaplarımız üstünde hakimiyet kurmasına izin veriyorsak gelecekte de vücudumuz üzerinde kimyasallara, biyolojik etkenlere teknolojik etkenlere izin vereceğiz. Yani biyolojik saatler olacak bu saatlerin altında vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineraller bulunacak. antibiyotik almanız gerektiğinde yükleme merkezinden yükleteceksiniz. ilaç saatini beklemeyeceksiniz saatiniz otomatik olarak vücudunuza antibiyotiği 12 saatte bir verecek. kalp ritminiz ulusal sağlık izleme merkezi tarafından anbean takip edilecek.

GELECEKTE-DUNYA

GELECEKTE-DUNYA

İnsanlar ikiye ayrılacak makinaların ve teknolojinin dışında kalanlar ve onlarla bütünleşenler. Büyük bir kitle teknolojiyi reddedecek ve insanlığın onurunu ve özgürlüğünün teknolojinin ele geirdiğini söyleyecek. Afrika’ya doğru göç yaşanacak çünkü herşeyin eskisi ve doğalı orada bulunacak. Afrika’da mülk sahibi olmak ayrıcalık olarak görülmeye başlanacak. Balkonlarda duran arabalar fantezisine girmiyorum ancak trafiği insanlar değil arabalar ve sinyalizasyon sistemleri yönetecek. yeni bir din ortaya çıkacak çünkü var olanların geçirdiği değişimler bazıları için dinsel ihtiyaçları karşılamayacak ve bir çok sorunun cevapsız kalması bu sorulara cevap vereceğini vaat eden birileri tarafından doldurulacak.  Obezite sorunu, kanser ortadan kalkacak, çok farklı ve ölümcül uyuşturucular ortaya çıkacak.

Tüm rahatlığa rağmen insanlar mutlu olamayacak. Çocuklar 5-6 yaşına kadar çok büyük bakım merkezlerinde büyütülecek bunu herkes normal karşılayacak. insanlar sadece evlatlarını sevmek ve hasret gidermek için bakım merkezlerinden çocuklarını alıp vakit geçirecekler.  Devletler değil şirketlerin ayrıcalıkları olacak.  yeni madenler keşfedilecek. Bu madenler o kadar etkili olacak ki insanlar petrol için zaman harcamak istemeyecek.

Dünyaya hiç bir şey olmayacak insanlar marsa falan gitmeyecek. yaşanacak çok büyük savaşları saymıyorum onların geleceği gün gibi aşikar ben ondan sonrası için hayal kuruyorum. Dünya defalarca yıkıldıktan sonra yeniden inşa edilecek. yapay organlar yapıalcak. Bu organlar aslının yerini tutmasa da işlevsel olarak çok gelişmiş olacak.

Ve TÜM BUNLARA RAĞMEN İNTİHAR EDENLERİN SAYISI 1000 KAT ARTACAK İNTİHAR NEDENİYLE ÖLÜM İLK SIRAYI ALACAK İNSANLAR MUTSUZ OLACAK.  İNSANLIK BÜYÜK BİR KAOSA SÜRÜKLENECEK BİLİMİN TEKNOLOJİNİN GELİŞMİŞLİĞİN ASLINDA HİÇ BİR ŞEY OLDUĞUNU ANLAYACAK. İNSAN OLMANIN, ZORLUKLARLA MÜCADELE ETMENİN SEVMENİN FEDAKARLIĞIN KIYMETİ ANLAŞILACAK AMA İNSANLAR BUNU YAPAMAYACAK İNSANLAR HİÇLİĞE DOĞRU İLERLEYECEK. HERKES BİR HİÇ HALİNE GELECEK.


TÜRKİYE’DE KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ

TÜRKİYE’DE KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ

Bizans’ın Malazgirt zaferinden sonra yapılan antlaşmaya uymaması üzerine Alp Arslan Anadolu’nun tamamen fethedilmesi emrini verdi. Fethedilen topraklar, Anadolu’da fetihlerde rol alan komutanlara verildi. Bu topraklarda komutanlar merkeze bağlı olarak Anadolu’daki ilk devletleri kurdular. Bu devletçikler Melikşah’ın ölümünden sonra bağımsız hareket ederek Büyük Selçuklu Devleti’nden koptular. Anadolu’nun fethi, Türkleşmesi, İslâmlaşması ve imarında önemli rol oynayan bu mahalli devletçikler zamanla Türkiye Selçuklularının hakimiyetine girdiler. Böylece Anadolu’da Türk birliği sağlandı.

Anadolu’da Kurulan İlk Türk Beyliklerinin Anadolu’nun Türkleşmesine Katkıları Nelerdir?

1.Türklerin Anadolu’daki fetihleri hızlandırıldı.
2.Bizans Gürcü ve Ermenilerin gücü kırıldı.
3.Haçlılara karşı mücadele edildi.
4.Ele geçirilen toprakların isimleri Türkçeleştirildi.
5.Küçük yerleşim yerleri büyük Türk şehirleri haline getirildi.
6.Anadolu’nun Türkleşmesine ve İslamlaşmasına katkı sağlandı.
7.Türkmen göçü ile Anadolu’daki Türk nüfusu arttı.
8.Anadolu’da kalıcı kültür ve sanat eserleri bırakıldı.
Bütün bu gelişmelerden sonra 12.yüzyıldan itibaren artık Avrupalılar da Anadolu’nun bir Türk yurdu olduğunu kabul etmiş ve Anadolu’yu “Türkiye” adı ile anmaya başlamışlardır.


LG LB Serisi Led Tvler

Lg LB Serisi Led Tvler

Bildiğiniz gibi La serisi artık üretilmiyor onun yerine LB serisi led tvler üretiliyor. Lg LB serisi Ledleri Nisan ayının 3. haftasından itibaren Türkiye pazarına sunacak şu an bir çok LG satış noktasının elinde LA serisi led tvlerden kalmadı. herkes büyük bir beklenti içinde Yeni seri LEd tvlerin fiyatlarının aynı olacağı söyleniyor. 2014 LG modelleri de aşağı yukarı 2013 modellerle aynı rakamlara satılacak. LG La serisini en çok satan modelleri şunlardı

  • LG LA 620s
  • LG LA660S
  • LG LA740s
lg-lb6100

lg-lb6100

Bunlarınd dışında teknosa için üretilen LG LA640s de çok satılan ara model olarak karşımıza çıkıyor. Artık LA serisi modellerin yerini 2014 modelLG LB serisi modeller alacak. Bunlardan biri de  47LB6100 modeli modelin ülkemize gelip gelmeyeceği ile ilgii net bilgi olmasa da muhtemelen birkaç gün içinda satışa çıkacak

47 LB6100 Satış fiyatı: 47 LB6100 modelinin satış fiyatı da 2000 liranın üzerinde olacak

47 LB6100 ÖZellikleri

  • Genel Değerlendirme : 85/100
  • Diagonal Ölçümü: 46.9 “
  • 240 Hareket Clarity Index
  • Üçlü XD Picture İşleme Motoru
  • 8 Resim Modu
  • 20 Watt 2 Kanal Hoparlör
  • 3 HDMI ve 3 USB bağlantı noktaları
  • Stand olmadan Boyutlar : ( GxYxD ) 42.24 ” x 24.76 ” x 2.20 “
  • Stand ile Boyutlar: 42.24 ” x 26.61 ” x 10.04 “
  • 27,1 £ : stand olmadan Ağırlık .
  • £ 28 : Ayakta ağırlık .
  • 100 Hz

Bu bilgiler kesin bilgiler değildir kesin bilgiler LG tarafından açıklanacaktır.

Tvler piyasaya sürüldü Lg Bayi,lerinde artık LB serisi tvleri görebilirsiniz.

2014 LG 3D TV MODELLERİ 

TÜRKİYE’DEKİ MODEL İSİMLERİ FARKLI OLABİLİR SONRA DÜZELTİRİZ. 

EB – Oled 
EC – Oled 4K UHD Curved 
UB – 4K UHD 
UC – 4k Curved 
LB – LCD Led 

EA ve LA UHD Modelleri daha önce çıkmıştı ama onlarıda yazalım … 

——————————————– 
————–FİYATLAR —————— 
——————————————– 

UHD 

EA980V 
55EA980V 9.900 TL 

EA970V 
55EA970V 15.700 TL 

LA970V 
65LA970V 10.000 TL 
55LA970V 7.000 TL 

LA965V 
65LA965V 8.500 TL 
55LA965V 6.000 TL 

————— 

LED 

LB870V 
60LB870V ? 
55LB870V 5.600 TL 
49LB870V ? 

LB730V 
65LB730V ? 
60LB730V ? 
55LB730V 4.500 TL 
47LB730V 3.650 TL 
42LB730V 2.950 TL 

LB700V 
55LB700V ? 
47LB700V ? 
42LB700V ? 

LB671V 
55LB671V ? 
50LB671V ? 
47LB671V ? 
42LB671V ? 

LB670V 
55LB670V 4.150 TL 
50LB670V 3.000 TL 
47LB670V 2.950 TL 
42LB670V 2.500 TL 

LB650V 
70LB650V ? 
60LB650V ? 
55LB650V ? 
50LB650V ? 
47LB650V ? 
42LB650V ? 
39LB650V ? 
32LB650V ? 

LB620V 
55LB620V 3.100 TL 
49LB620V 2.400 TL 
42LB620V 1.950 TL 

—————- 

PLAZMA 

PB690 
60PB690V 3.200 TL 
50PB690V 2.200 TL 


Nizamiye Medreseleri ve Büyük selçuklularda eğitim

Nizamiye Medreseleri Büyük Selçuklularda eğitim

Büyük Selçuklularda eğitim makalemizin 4. kısmını okuyorsunuz yazının ilk parçası için lütfen aşağıdaki linki kullanınız.

büyük selçuklularda eğitim

         Nizamiye Medreselerinde derslerin işlenişinde çeşitli şekiller uygulanırdı. Derse namazdan hemen sonra Kur’an okunmasıyla başlanır, ders esnasında karşılıklı sorular sorularak, hem dersin anlaşılması kolaylaştırılır hem de tartışma ortamı meydana getirilirdi. Ders esnasında metin üzerinde uzun müzakereler yapılarak kapalı noktalar açılanırdı. Bu iş yapılırken hoca ile öğrenciler arasında çetin tartışmalar olduğu gibi, bazen bu  tartışmalar öğrenciler arasında da cereyan ederdi.

            Nizamiye müderrisleri, sadece medrese talebelerine ders vermez, bilgi ve ilimlerinden halkı da faydalandırırlardı. Müderris Kazvini, Ramazan’da teravih namazı kıldıktan sonra, huzuruna toplanan halka fecre kadar Kur’an-ı Kerim’i sure sure tefsir eder, sonra da Nizamiye ’deki dersine giderdi.

             Medrese de ders veren müderrisler, uzmanlaşmış kişiler arasından seçilirdi. Mesela, Ebu Said Mütevelli (ö.1085) Nizamiyede usul dersi verirken, Ebu Zekeriyya et-Tikriti(ö.1219) lügat, tefsir ve Arapça dersleri vermekteydi. Böylece eğitimin merkezîleştirilmesi yanında, eğitim programlarında da yeniliğe gidilmiştir. Ders programlarında kürsü sistemine ve ihtisasa yer verilerek her ders o sahanın uzman hocasına verdirilmiştir.

              Nizamiyelerden önce de müderrislerin ücret aldıkları, fakat bunun yaygın bir şekil olmadığı bilinmekteydi. Nizamiye Medreseleri ücretli müderrislere sahip ilk kuruluş olma vasfına sahiptir. Müderrislerin kesin olarak ne kadar ücret aldıkları bilinmemekle beraber, maaşların genelde bolca ve cömertçe verildiği söylenebilir.

               Nizamiye Medreselerinde öğrenci olmak için bir yaş kaydı aranmadığı gibi, belirli kitapları okuyarak geçmek esas olduğundan, eğitim süresi için de kesin bir rakam vermek mümkün değildir. Bunun bir başka sebebi de, öğrencilere istediği hocadan ders okuma gibi bir hürriyetin tanınmasındandır. Hocanın, ders halkasına girecek öğrencileri belirlemesi gibi bir ilmi hürriyetinin yanında, öğrencinin de istediği hocada okuma ve ilim tahsil etme hürriyeti vardı. Kişinin ilme olan iştiyakı ve kabiliyeti onun öğrenci olması için yeterliydi. Üstelik her öğrencinin seviyesi aynı değildi. Bunda, medreselerde esas olan belli kitapları okuyarak geçme usulünün ölçü alınmasının yanı sıra, değişik yerlerde okuduktan sonra Nizamiye ’ye gelmenin de payı vardır.

                Nizamiye Medreselerinin maddi imkanları ve hocalarının ilimdeki şöhreti sebebiyle Azerbaycan, Tiflis, Yemen, Mısır, Mağrip ve Endülüs gibi İslam aleminin değişik bölgelerinden insanlar buralara gelerek ilim tahsil etmişler, sonra da memleketlerine dönerek Nizamiye misyonunu oralara taşımışlardır. Böylece Selçuklu ülkesinde Pamir’den Mısır’a kadar manevi birliği gerçekleştirmenin yanında ilim adamları arasında kaynaşma da sağlanmıştır.

                 Orta Çağ medreseleri bugünkü üniversitenin gelişmemiş hali olup; ders programları da Hukuk Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Fen Fakültesi müfredat programının birleştirilmiş halidir. Buna göre Nizamiyelerde Kur’an ve Kur’an ilimleri, hadis, Şafii fıkhı, Hitabet, Tarih, Coğrafya vb. dersler okutulmuştur.

                 Nizamiyeler açılırken uygun coğrafi mevkiler seçilmeye dikkat edilmiştir. Bağdat gibi hilafet, İsfehan ve Nisabur gibi imparatorluğun önemli kültür merkezinin yanında, Basra, Taberistan ve Huzistan gibi Şii kesimlerin yoğun olarak bulunduğu yerler de Nizamiyelerin seçiminde dikkate alınmıştır. Gelişi güzel serpiştirmenin yerine, medrese yapılacak beldelerin özellikleri yanında, medrese kurabilmek için o mahalde ders verebilecek ilim adamının bulunması da göz önünde bulundurulmuştur.

                 Selçukluların kurduğu bu üniversitelerden yetişe insanlar sayesinde Müslümanlar medeniyet önderliğini ellerinde tutabilmişlerdir. Yeniden ihya edilen İslam’ın gücü ile Selçuklunun gücü birleşerek, Hristiyanlarla uzun yıllar devam edecek Haçlı seferlerine karşı koyacak donanıma kavuşması temin edilmiştir. Daha sonra gelen hükümdar ve devlet adamları medrese açma konusunda Nizamiyeleri kendilerine örnek almışlardır.

                 Selçuklular sadece Şafii mezhebi üzerine eğitim yapan Nizamiye Medreselerini değil, diğer Ortodoks mezheplerin medreselerini de desteklemişlerdir. Amaç mezhep birliği olduğu için diğer yıkıcı ve bölücü mezhepler desteklenmemiştir.

                  Selçuklu sultanları, Hanefi Mezhebinde ve buna son derece bağlı kişiler oldukları için Hanefi medresesi açmaktan da geri kalmamışlardır.1064’te Alp Arslan’ın elçisi olarak Halife’ye gönderilen Şerefülmülk Ebu Sad Harezmî, Bağdat’a geldiğinde Nizamülmülk’ün vekilleri Nizamiyenin inşasına başlamışlardır.

                  Selçuklular döneminde medreselerin yanında, eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü başka mekânları da görmek mümkündür ki, bunlar daha çok süfilere mahsus yerler olan ribatlardır. Selçuklular döneminde ribatlar, süfilerin barınma ve eğitim merkezleri olmanın yanında, bir beldeden diğer beldeye seyahat edem âlimler ve talebeler için menzil, konaklama yerleri görevini de görmekteydi. Özellikle Bağdat, ilim kültür şehri olarak ribatların da çokça bulunduğu bir merkez haline gelmişti. Diğer şehirlerden ilim öğrenmek maksadıyla Bağdat’a gelen fakir ilim yolcuları bu merkezlerde barınırlardı.

                  Bağdat’a daha önce inşa edilen “Ribatu’z-Zuzeni” ve benzeri ribatların yanında, Selçuklular döneminde de yeni ribatlar inşa edilmiştir. Ebu Said Nisaburi(ö.1086)’nin inşa ettirdiği “Şeyhu’ş-ŞuyuhRibatı”süfiler ve ilim yolcularına barınak olmanın yanı sıra, kütüphanesi ile de ilim ehline hizmet veren bir kurumdur.

                   Bahse konu müesseselerde yetişen süfiler, aynı zaman derin saygın alimleri hüviyetindedirler. Örnek olarak bazılarına bakıldığında: Şeyhülislam Hakkari(ö.1093)’dir.

Süfiler ekseriyetle dini ilimlerle ilgilenmekte, özellikle de İslam’ın temel ilimlerinden olan hadise yakından ilgi duymaktadır. Bu ilgi onları dini emirlere karşı hassasiyete sevk etmiştir. Selçuklular dönemi için olan bu husus, daha önceki dönemlerde sıkça rastlanan ve birtakım dini ve sosyal problemlerin ortaya çıkmasına sebep olan şeriat-tarikat (medrese-tekke) çatışmasının yaşanmaması sonucunu doğurduğu gibi, toplum huzurunun sağlanmasına da hizmet etmiştir.

                    Medreselerden sonra, görüşlerini Sünni çerçeve içinde şekillendiren bu tasavvufi anlayış onların öğretildiği ribatlar, birer eğitim kurumları olarak Selçuklu Devleti’ne ve Sünni İslam anlayışına büyük hizmette bulunmuşlardır.


Büyük Selçuklularda eğitim Nizamiye medreseleri

         Büyük Selçuklularda eğitim Nizamiye medreseleri

Büyük selçuklularda eğitim makalemizin 3. yazısını okuyorsunuz ilk yazı için  aşağıdaki linki tıklayınız

Büyük selçuklularda eğitim

 Kendinden önce kurulan medreselerden ders programları ve müştemilatıyla ayrılan Nizamiye Medreseleri, öğrencilerinin yemek, yatak ve ders araçları gibi bütün ihtiyaçlarının karşılama bakımından da diğerlerinden ayrılmakla kalmamış, sonra kurulan medreselere de model vazifesi görmüştür.

           Medreseler talebelerin barınması, okuması, ibadet vb. ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmış binalardır. Nizamiyeler, bu genel anlayışın daha da ötesinde mükemmel planlanıp, inşa edilmişlerdir. Buna göre; medrese de öğrencilerin ders görebileceği dershaneler, pek çok geniş konferans salonu, depo, erzak kileri, zemin katta bir hamamı bir de mutfağı vardı. Ayrıca öğrencilerin ibadet ihtiyaçları yanında Cuma namazı kılınan e halka vaazlar verilen bir mescit mevcuttu.

Nizamiyelerin hepsinde çeşitli mevzularla alakalı nefis kitaplardan oluşan bir kütüphane olup, bu kütüphaneden sorumlu bir de hazin (müdür) bulunurdu. Hazin, kütüphanenin en yetkili memuru olarak ilmi ve idari işlerini yürütürdü. Bunlar, sıradan kimseler olmayıp, devrin tanınmış ilim ve marifet erbabı kişileriydi. Nitekim Bağdat Nizamiyesi’nin ilk hazini olan Ebu Yusuf Yakubİsferayini (ö.1104) fakih, kelamcı, edebiyatçı, şair ve hattattı. Başka bir hazin Ebu Zekeriya Yahya B. Ali (ö.1108), nahiv, lügat ve edebilenlerinden olup, sahasında otorite idi. Kütüphaneyi zenginleştirmek için, müdürün emrinde çalışan müstensihler değişik kitapların suretlerini çıkararak kütüphaneyi zenginleştirirlerdi. “Varrakin”de denen bu şahısların ekserisi hattat veya edebiyatçı idi. Nitekim 6000 cilt kitaptan oluşan Bağdat Nizamiyesi’nin kütüphanesine pek çok kitap bu yolla kazandırılmıştı.

           Kütüphaneye kitap temin etmenin başka bir yolu da bağış şeklinde olup, ilk kitap vakfeden şahıs Nizamülmülk olmuştur. Daha sonra Halife Nasır Lidinillah(1180-1225), binlerce eserden oluşan koleksiyonunu Nizamiye Kütüphanesi’ne vakfettiği gibi, meşhur tarihçi IbnNaccar(ö.1245)ve muhaddis Tacettin Ali Sai de nadide kitaplarını Nizamiye Kütüphanesi’ne vakfetmişlerdir.

           Selçuklular, medreselerin ilmi faaliyetlerini rahatça yürütebilmeleri için zengin gelirli vakıflar tahsis etmiş, onları bol ve sürekli bir gelire kavuşturmuşlardır. Bu şekilde çeşitli emlak ve bir çarşı Nizamiye’ye vakfedilmişti. Daha sonraları artan bir oranda vakıf ve vakıf gelirleri büyümüş, Moğol istilasıyla beraber inkıraza düşene kadar devam etmiştir.

          Nizamiye vakıflarından elde edilen gelir, medresenin hoca ve öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yettiği gibi, personelin yiyecek, giyecek, yatacak, ısınma ve aydınlanma ihtiyaçlarından başka, eğitim için gerekli olan kağıt, mürekkep, kalem vb. ihtiyaçlarını karşılamaya da yetmekteydi. Nizamülmülk’ün İsfahan Nizamiyesi’ne bağışladığı vakıfların gelirinin senede 10.000 dinara ulaştığı ve Bağdat Nizamiyesi’nin 1129 senesindeki gelirinin ancak %10’unun harcanabildiği düşünülürse, medreselerin geliri hakkında bir fikir edinilebilir.

         Nizamiyelerden önceki medreselerde müderrislik için belirli bir şart aranmazken, Nizamiyelerde müderris olabilmek için özel şartlar aranmış, daha ziyade önceden müderrislik yapmış kişiler tercih edilmiştir. Sonraları ilimde ehliyetini ispat etmiş kişilerin de müderris olarak tayin edildikleri görülmüştür. Müderris olabilmek için, ilmi kabiliyetini ispat etmiş olmak veya bir müderris tarafından kendisine referans verilmiş olması yeterliydi. Müderrislerin atanması için gerekli olan menşur, çoğu kez vezir emriyle veya hükümdar emriyle oluyordu. Daha sonraları halifelerin de müderris atamasında söz sahibi olduğu görülmüştür.

         Medreseye tayin edilen müderrisle genellikle bir seccade veya posta oturarak ders verir, öğrenciler ise halka halinde dersleri dinlerdi. Bu post müderrisin ders verme yetkisinin bir işareti olup kalabalık derslerde ise müderris bir kürsü üzerine oturarak ders verirdi. ayakta ders vermek genel temayüle ve usule aykırı idi. Müderrisler ders verirken özel kıyafet giyerler, başlarına da siyah cübbe takarlardı.

         Nizamiye Medreselerine tayin edilen müderrisler genellikle ölünceye kadar bu görevi yürütürdü. Müderrislikten ayrılmak ya şahsın kendi isteği ile veya azli mümkündü. Ebu İshak gibi ömür boyu bu görevde kalanlar olduğu gibi, Gazali gibi dört sene sonra görevini terk eden müderrisler de olduğu gibi, İbnü’l-Enbari gibi kendi isteği ile müderrislikten ayrılanlar da vardı.

yazının devamı için

nizamiye medreseleri


Büyük Selçuklularda Eğitim II

Büyük Selçuklularda Eğitim II   

Büyük selçuklularda eğitim yazısı serisinini  linki tıklayınız büyük selçuklularda eğitim 1

Fatımilerin dıştan yaptığı mücadeleyi Selçuklular ülkesinin içine taşıyan Bâtıniler, ülkenin her yanında görüşlerinin yaymak ve Sünni akideyi ortadan kaldırmak için gayret göstereceklerdir. Bu uğurda kendilerine karşı çıkan âlim, vali vb. şahısları suikastla ortadan kaldıracaklardır. Bâtınilerin tedhiş hareketleri yüzünden insanlar öldürülüyor, birbirlerinin çekemeyenler, karşı tarafı Batınilikle itham ederek devletçe cezalandırılmalarını sağlıyordu. Bu yüzden halk ikiye bölünmüş durumdaydı. Önde gelen âlimler, melikler, Batınilikle itham edilerek cezalandırılıyordu, ülkenin her yanında karışıklıklar çıkarılıyor, Isfahan gibi büyük şehirlerde bile Batıni tedhişi yüzünden yüzlerce insan ölüyordu. Böylece Fatımiler, Selçukluları zaafa uğratmak suretiyle emellerine erişme önemli mesafeler katediyordu. Batınilik, bir noktada Şii düşüncesinin vurucu gücünü oluşturmakta, propaganda ve ikna yoluyla elde edilemeyenler korku ve tedhişle susturulup, engel olanlar ortadan kaldırılmaktaydı.

         Fatımilerin, özellikle de Bâtınilerin(İsmaililerin) İslam âlemi için büyük bir tehlike teşkil ettiğini kavrayan Selçuklular Ehl-i sünnet mezhebini güçlendirmek lüzumunu da hissetmişti. Bu sebeple Sünni medreseler açma gereği duyulmuştu. Böylece Fatımilere karşı kazanılan askeri başarılardan sonra, onların Doğu İslam topraklarındaki uzantısı olan ve Selçuklular açısından büyük tehlike teşkil eden Bâtınilere karşı da bu şekilde başarı kazanılacaktır.

         Bu gayenin tahakkuku için Sultan Alp Arslan ve Nizamülmülk devletin yakın ve uzak hedeflerini belirlemişlerdir. Bu düşünceyi tahakkuk ettirmek için gerekli zeminin hazırlanması gerekiyordu. Sultan Alp Arslan, silaha silahla, fikre fikirle cevap verme zaruretini kavradığından dolayı, yıkıcı ve bölücü hareketlerle mücadele için medreseler açmak ve burada yetişen insanlarla mücadelesinin yürütmek istemiştir. Artık Sünni düşünceyi yayacak olacak çeşitli medreselerin ve dönemine göre üniveriste karakteri taşıyan Nizamiyelerin açılmaya başlandığı görülecektir.

Kaynakların naklettiği bilgilere göre Nizamiyelerin ilki, Alp Arslan’ın gördüğü gerek ve verdiği izin üzerine Nişabur’da inşa edilmiştir. Sultan Alp Arslan’dan gerekli izni alan Nizamülmülk, hemen faaliyete geçerek, hazineden harcadığı paralarla Nişabur’da ilk Nizamiye Medresesini bina ettirdi. İkinci olarak açılan Bağdat Nizamiye Medresesi için Dicle kıyısında yeterli arsa temin edildikten sonra,1063’te inşasın başlanmış ve iki senede bitirilmiştir.

          1066 senesi Eylül ayında Bağdat’ın ileri gelenleri ve halkın katılımıyla Bağdat Nizamiye Medresesi’nin açılışı gerçekleşti. Bu medresede ünlü Şafii alim Ebu İshak Şirazi’nin ders vermesi kararlaştırılmış olmasına rağmen, ortaya çıkan bir meseleden dolayı Ebu İshak açılışa katılmamıştı. Bunu üzerine devrin âlimlerindenİbnSabbağ’a müderrislik teklif edilmiş, O da bir takım garantiler aldıktan sonra bu teklifi kabul etmiştir. Böylece mesele çözüme kavuşmuş ve İbnSabbağ, Bağdat Nizamiyesi’nde ilk dersine başlamıştır. Fakat halkın tepkisi ve müderris atamaya yetkili kişinin Nizamülmülk olması sebebiyle İbnSabbağa bu görevden el çektirilerek, halifenin de ricacı olması üzerine Ebu İshak görevi kabul etmiş ve ömrünün sonuna kadar sürecek olan Nizamiyedeki dersine başlamıştır. Böylece Nizamiye Medreselerinin en meşhuru ve kendisinden ve en çok söz edilen Bağdat Nizamiyesi uzun yıllar boyu sürecek olan şerefli ilim hayatına başlamış oldu. Bu medrese, hilafet merkezinde olması, aynı zamanda meşhur müderrislerinin bir çoğunun burada ders vermiş olması daha büyük şöhrete kavuşmuştur.

yazının devamı için büyük selçuklularda eğitim nizamiye medreseleri


Büyük Selçuklularda Eğitim I

Büyük Selçuklularda eğitim bahsini açıklayacağımız serinin ilk makalesini yayzınlıyoruz serinin 2. ve 3. makalesini yazının sonunda bulabilirsiniz.

Büyük Selçuklularda Eğitim

   Selçuklular, kuruluşlarını tamamlayıp Sünni İslam âleminin liderliğini ele aldıkları zaman temsilcisi oldukları kesim için Hıristiyan Bizans ve Şii-Fatımiler olmak üzere iki tehlikenin belirdiğini görmüşlerdi. Bizans, dış tehlike olarak Sünni düşünceyi ve onun temsilcisi Abbasi halifeliğini tehdit eder hale gelmişti. Fatımiler, ordularıyla Mısır ve Suriye’ye hâkim olmuş, buraları Şiileştirmeye çalışmakla kalmamış, nüfuzları altında olmayan bölgelerde de kendi taraftarlarını desteklemek suretiyle Abbasi halifeliğinin otoritesini sarsmak, Sünniliği zaafa uğratmak yolunu takip etmişlerdi.

     Fatımi halifeleri, Abbasi halifeleriyle mücadele edebilmek için bir doktrin yaratarak, kendi hilafet iddialarını pekiştirmek ve bu iddia doğrultusunda mücadele edilen devletleri propaganda yoluyla zayıflatmak gibi bir gaye gütmekteydiler. Bu gaye ile Ezher Camii’ni yaptırarak burayı Şii kurmayların ve propaganda için kullanılan “Dailer”in yetiştirildiği bir üs haline getirdiler.

     Fatımilerle aynı akideyi paylaşan ve Bağdat merkezli Şii bir devlet kuran Büveyhiler, Fatımilerle ortak hareket ederek Sünnilik üzerinde baskı oluşturmaya başlamıştı. Bu gelişmelerin sonucunda Bağdat halifeliğiyle birlikte onun temsilcisi olduğu için, Şiilik karşısında yok olma tehlikesine maruz kalmıştı. Bu durumda Sünni doktrini ihya edecek ümit ışığı, doğudan gelecek olan Türklerden başkası gözükmüyordu. Nitekim Selçukluların Bağdat’a gelişiyle Sünnilik zafer kazanacak ve yok olmaktan kurtulduğu gibi yeniden canlanma dönemine de girecektir.

Alamut-Kalesi

Alamut-Kalesi

  Selçukluların Hemedan’ı zaptından sonra, Halife gizlice bir elçi göndererek (1052) Tuğrul Bey’i Bağdat’a davet etti. Tuğrul Bey de Halife’nin davetine icabet edeceğini ve Bağdat’a gelmek istediğini bildirdi. Neticede beklenen kurtarıcı Bağdat’a gelerek duruma el koydu.15 Aralık 1055’te Bağdat camilerinde okunan hutbelerde Tuğrul Bey’in adı zikredildi ve Büveyhiler Devleti de sona ermiş oldu.

Selçukluların Bağdat’a gelerek Sünni dünyanın liderliğini ele almalarından sonra, Fatımiler adına propaganda faaliyetleri duraksamaya uğratıldığı gibi gerileme sürecine de itilmiştir. Bu durumu bir türlü hazmedemeyen Fatımiler için, öncelikli hedef Selçuklular olmuştur. Artık propaganda gayretlerinin yanına yeni bir unsur daha ekleyerek Şiileştirme çalışmalarına devam etmişlerdir ki, bu unsur Batınilik faaliyetleridir.

Yazının devamı


WARNING! Your Flash Player may be out of date virüsü Çözümü

Güncelleme!!!  gelen yorumlara göre sorun hala çözülmemiş makaleyi tekrar düzenledik. konunun sonuna bakmayı ihmal etmeyin bu şekilde kesin kurtuluyorsunuz

 

WARNING! Your Flash Player may be out of date  virüsü

Son zamanlarda Türkiye’yi vuran sahte flash player virüsü tüm tarayıcıları kilitlemiş durumda Chrome Firefox ve opera dahil tüm tarayıcılar Flash player virüsünden etkilenmiş durumda.  Youtube facebbok  gibi sitelere girdiğinizde  sahte bir uyarı çıkıyor ve size flash playerinizin eski olduğunu güncellemeniz gerektiğini belirtiyor.  “WARNING! Your Flash Player may be out of date”  şeklinde bir yazı ile ekrana şöyle bir resim geliyor (ilk resim) . bu virüs Chrome tarayıcısını da çok etkiliyor yeni sekmeler açılmıyor. flash player yüklü olan tüm sitelere hata veriyor Facebook flash playeri güncellemenizi istiyor youtube  bla bla bla sürekli kutular çıkıp interneti çekilmez hale getiriyor. Bu makalemizde Sahte flash player virüsünden kurtulma yollarından çözüm önerilerinden bahsettik. Flash player virüsünü temizlemek istiyorsanız aşağıdaki adımları uygulamanızı tavsiye ediyoruz

WARNING! Your Flash Player may be out of date hatasi

WARNING! Your Flash Player may be out of date hatasi

WARNING! Your Flash Player may be out of date virusu

WARNING! Your Flash Player may be out of date virusu

Bu resimde gördüğünüz İnstall ya da remind me later tuşlarına tıkladığınızda  flash playeri güncelliyorum sanırken aslında daha güçlü bir trojan indiriyorsunuz. Trojanlar bilgisayarınıza yerleşip şifrelerinizi bilgilerinizi toplar sizi istemediğiniz sitelere yönlendirir. Trojanların yapılış amacı illegal yollardan para kazanmaktır.   Eğer Sahte Flash player virüsüne yakalndıysanız aşağıdaki adımları denemelisiniz.

1. aşama

Başlat> Denetim Masası > Program Ekle Kaldır kısmından bilmediğim tüm programları kaldır

2. aşama

Firefox’u açın üst kısımda yardıma tıklayın ardından sorun gidere tıklayın sağ üst köşeden firefoxu sıfırlaya tıklayın

Chrome’da  sağ üst köşeden ayarlar ardından uzantılar  tıklayın buradaki bilmediğiniz tüm uzantıları kaldırın hepsini kaldırsanız da bir şey olmaz

3. Aşama

Başlat>Çalıştır>regedit>Hkey Local Machine>google>Chrome>extensions klasöründkei asşkpdfodjndfn gibi uzantıları silin (bu kayıt defteridir herhangi bir terslik de sorumluluk kabul etmiyorum o nedenle dikkatli olmalısınız)

4. aşama

flash-Enhancer , SafeSaver , DP1815 , Video Player , Convert Files for Free , Plus-HD 1.3 , BetterSurf , Media Player 1.1 , PassShow , LyricsBuddy-1 , YutubeAdBlock 1.2 , Media Player 1.1 , Savings Bull , Feven Pro 1.1 , Websteroids , Savings Bull , HD-Plus 3.5, QuickShare, Lightspark, Surftastic, Software Version Updater, Media Viewer 1.1 gibi programcıklar varsa bunları silin bunların tamamı trojan programlarıdır.

5. aşama

İnternet Explorer’da üstte Araçlar’a ardından Seçenekler ve gelişmiş’e tıklayın en altta sıfırla düğmesine tıklayın

6. aşama

ADWcleaner programını indirin buradan doğrudan indirebilirsiniz.

tüm açık programları kapatın tara deyin ve bekleyin  ardından clean/temizle tuşuna basıp temizleyin bilgisayarı yeniden başlayacaktır.

7.aşama

Malwarebytes adlı programı indirin bu reklam yazılımlarını temizleyen etkili bir programdır Buradan indirebilirsiniz. ücretsizdir. Derin tarama yapın biraz uzun sürer olsun bekleyin başka işlerinize halledin ardından çıkan bulaşıkları temizleyin hepsini silecektir. eğer bunların içinde Flash player virüsü varsa o da yok olacaktır

malwarebytes

8. Aşama

hitman pro programını indirin bu da zararlı yazılım temizleme programıdır.

32 bit için buradan indir

64 bit için buradan indir

9. aşama

Bilmediğiniz videoları resimleri linkleri güncelleme uyarılarını açmayın “WARNING! Your Flash Player may be out of date  virüsü” Facebook ve youtube gibi yerlerden bulaşıyor. Bu virüs bulaştıktan sonra Facebook ve youtube hesaplarınız da etkilenebilir o nedenle flash player virüsü Facebook hesabınıza bulaşmışsa beğenilerinizi ve beğendiğiniz uygulamaları gözden geçirin. bu yazıyı kopyalayıp istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz. amacımız zaten insanların faydalanması link verirseniz süper olur vermezseniz de canınız sağolsun.

Geçmiş olsun

 Güncelleme!!!

Önemli Not: Bu sorunun tp-link markalı modemlerdeki güvenlik açığından kaynaklandığı düşünülüyor. bu soruna yakalananlar modemlerinin markasını yazabilir mi acaba feedback olsun okurlara

Arkadaşlar aldığımız bir çok yoruma göre yapılan tüm işlemlere rağmen sorun çözülmemiş! sorunu aslında bir virüs değil bir yönlendirici. Bu yönlendirici  wifi dağıtan bir noktaya bulaştıysa oradan internet alan tüm telefonlar ve bilgisayarlar bu sorundan etkileniyor.

192.168.1.1 Yazıp Modem Arayüzüne Gir

           Kısacası Modeminiz sizin müdahaleniz dışında  yönlendirme yapıyor.. Bu sorunu aşmak için Öncelikle modem arayüzüne girmeye çalışın… modem arayüzüne girimek için adres satırına 192.168.1.1 yazın bu ip bazı modemer için farklı olabilir ama genelde bu oluyor. buraya girdikten sonra sizden kullanıcı adı ve şifre isteyecek buraya gireceğiniz kullanıcı adı ve şifre ttnetin size verdiği şifre değil eğer daha önce değiştirmediyseniz varsayılan şifre olarak gireceksiniz. varsayılan şifreler genelde kullanıcı adı : admin şifre 1234  veya admin olarak karşınıza çıkar en kötü ihtimalle modemin altında yazması lazım yoksa modemin modeliyle birlikte nette araştırın… eğer bulup arayüze ulaştıysanız sizden kim bağlantı yapıyor onları bulun (her modeme göre farklı yerde listeleniyor bağlanan kişiler) oradan ipleriniz yönlenmişse değiştirin  ileri aşama mac adresi atamaktır. mac adresi atadığınızda sizinb elirlediğiniz pcler dışında kimse internetinizi yani modeminzi kullanamaz

Modem Resetleme

Arayüze giremediyseniz.  modeminizi resetleyin bunu yapmadan önce TTnetin size verdiği abc@ttnet.com ve şifre…. şeklinde kullanıcı adınızı ve şifrenizi bulun ardından  modemin arkasındaki reset deliğine iğne yardımıyla 5 saniye basılı tutun  artık modem resetlendi ardından varsayılan şifreyle modem arayüzüne girebilir ttnet şifrelerini yazıp internete bağlanabilirsiniz. Bundan sonraki kısımda da modem güvenliği konusunda bir araştırma yapıp modeminizi daha güvenli hale getirebilirsiniz. Saat çok geç biraz karışık ve hızlı yazdım ancak biraz netten anlayanlar rahatlıkla sorunu çözeceklerdir.  sorunlarınızı ve yorumlarınızı yazmayı unutmayın. Sevgiler

PÜF: Vaktim yok acil interneti sorunsuz kullanmam lazım diyorsanız dns ayalrınızı 4.2.2.3 – 4.2.2.2  olarak değiştirin bu sorunu çözmez ancak sorunu by pass etmiş olursunuz